Rusya’da Stalin Dizisi; Neden Şimdi?

 Rusya’da Stalin Dizisi; Neden Şimdi?

“Bortko’nun sanatsal becerisine diyecek bir sözümüz yok. Ancak konusu Stalin olan bir filmi çekmek ince bir bıçak sırtında yürümeye benzer.”

19 Haziran 2026

Rusya’da 2026’nın ilk çeyreğinde en çok konuşulan sinema haberlerinden biri çekimlerine başlanan Stalin dizisi olmuş. (Birgün gazetesi, 26 Mayıs 2026) Birgün’ün geçtiği habere göre; dizinin yönetmenliğini Rusya Halk Sanatçısı unvanına sahip 79 yaşındaki yönetmen Vladimir Bortko yapıyor. Rusya’da ünlü bir yönetmen olan Bortko, dizinin dört bölümlük olacağını, tarihsel-politik drama olarak çekileceğini, bu yılın sonbaharına da çekimlerin bitirilmesinin hedeflendiğini açıklamış. Dizi, II. Paylaşım Savaşı’nın bitiminden Stalin’in yaşamını yitirdiği 1953 yılına kadarki Sovyet deneyimini merkezine alıyor. Bortko, Rus edebiyatının başyapıtlarını sinemaya ve televizyona uyarlayan, nitelikli işleriyle bilinen bir yönetmen. Stalin sonrası iktidarı ele geçiren burjuva kliğinin yarattığı Rusya’da yetişmiş ve siyasete atılmış bir isim. Henüz Sovyet kültürünün güçlü izlerinin sürdüğü dönemlerde ilk gençlik yıllarını geçirmiş.

1983-1991 yılları arasında Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyesi olarak siyasi yaşamını sürdüren Bortko, burjuvazinin sosyalist maskesini çıkarıp attığı 1990’lardan sonrada yaşanan dönüşümün bir öznesi olmuş bir isim. 2007’de Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ne katıldı ve Merkez Komitesine seçildi. 2011-2021 yılları arasında ise Petersburg milletvekili olarak Rusya Devlet Dumasında görev aldı. Aynı zamanda Kültür Komisyonu Başkan Yardımcılığı yaptı. Görüldüğü üzere Bortko Rusya’da sosyalizmden geri dönüş ve kapitalizmin restorasyonu sürecinde burjuvazi ile sıkı ilişkileri olan bir siyasetçidir. Onun bu yanıyla Rus müesses nizamı ile de içli dışlı olduğunu ve Putin destekçisi olduğunu da tahmin etmek zor değil.

Peki, “Stalin nasıl anlatılacak?” Dizinin duyurulmasıyla birlikte gerek Rusya’da gerekse de uluslararası kamuoyunda herkesin sorduğu soru bu! Bortko bu soruya şöyle yanıtlıyor: “Alışılmadık bir film yapıyoruz. Son 30 yıldır Stalin hakkında o kadar şey söylendi ki, akıl almaz. Tatlı ya da nazik biri olduğunu söyleyemem ama ülkemizi kuran ve mirasını hala ‘tamamlamaya’ çalıştığımız bir adamdı. O, mirasını bugün bile hâlâ ‘yiyip bitiremediğimiz’ bir insan. İyi ya da kötü değil, gerçeği göstermek istiyoruz

TASS’a verdiği bir röportajda Bortko’ya yöneltilen sorulardan biri şu olmuş:

Stalin’i 20. yüzyılda en çok iftiraya uğramış figür olarak tanımlamıştınız. Filminiz bu yalanları çürütüyor mu?

Bortko bu soruya şöyle yanıtlamış: “Şu an film üzerinde çalışıyor olmamın sebebi tam olarak bu. Söylediğim sözlerin sinema ile desteklenmesini çok istiyorum, çünkü sinema gerçeğin kendisidir. Filmin önümüze koyduğu temel sanatsal ve hatta siyasi görev; Sovyetler Birliği Komünist Partisi 20. Kongresinden bu yana geçen uzun sürede yoldaş Stalin etrafında inşa edilen o mitleri yerle bir etmektir.”

Stalin nasıl anlatılacak?

Bortko’nun sanatsal becerisine diyecek bir sözümüz yok. Ancak konusu Stalin olan bir filmi çekmek ince bir bıçak sırtında yürümeye benzer. Bortko’nun kamuoyuna yaptığı açıklamalar “iyi niyetli” olsa da kafalarda çok sayıda kuşku ve soru işareti de söz konusu. Sözgelimi; Bortko “… bugün bile hâlâ ‘yiyip bitiremediğimiz’ bir insan…” sözleriyle hangi mirastan söz ediyor. Kendisinin de kurulmasında aktif olarak yer aldığı; devlet kapitalizmden giderek emperyalist bir güce dönüşen emperyalist “büyük Rusya”dan mı söz ediyor? Halbuki Stalin’in mirası; dünyanın ilk işçi devleti olarak halklara umut veren, sosyalizmin kalesi; Hitler faşizmine diz çöktürmüş Sovyet halklarının şanlı mücadelesi diri sosyalizmdir. Sosyalizm savunulmadan, Stalin’in sosyalist inşadaki tarihsel rolü vurgulanmadan Stalin anlatılamaz. Stalin açık ki özellikle de 1990’lardan sonra Rus burjuvazisi tarafından sistematik bir şekilde çarpıtıldı, karalandı, çoğu zaman da izleri Rus topraklarından silinmeye çalışıldı. Geniş Rusya coğrafyasında heykelleri, anıtları kaldırıldı, ona atfedilen isimler teker teker silindi.

Bortko’nun Stalin’in mirası vurgusundan kast ettiğinin Stalin’in gerçekliği ile temasının zayıf olacağını öngörebiliriz. Zira Bortko; varlığını Stalin ve yoldaşlarının yarattığı değerlerin yağmalanması ve bunun üzerine kapitalist bir sistemin inşa edilmesine adamış burjuvaziye hizmet eden bir kuşağın insanı.

Bortko, SBKP 20. Kongresi’nden bu yana Stalin etrafında inşa edilen mitlerden rahatsız. Ancak bu mitlerin doğrudan Hruşçov (Kruşçev) tarafından yaratıldığını ve bugünlere taşındığını unutmuşa benziyor. 20. Kongre’de Hruşçov’un “Kişi Kültü” adı altında; iftira, yalan ve sahtekarlıklarla Stalin şahsında sosyalizme karşı başlattığı karşı devrimci saldırıyla burjuvazi iktidarı ele geçirdi. Sonrasında da Rusya Sovyet maskeli kapitalist bir ülkeye doğru hızlı adımlarla yol aldı.

Neden Stalin?

Devletle böylesine içli-dışlı bir figürün neden şimdi Stalin hakkında bir film çekmeye karar verdiğini sormadan edemiyoruz. Bu kararın; Rus burjuvazisinin son 10 yıldır Stalin’e yönelik değişen yaklaşımıyla ilişkili olduğu açık seçik.

Putin’in özellikle de Ukrayna savaşının başlamasıyla Stalin’in “mirasına” sahip çıkma politikasında vites yükselttiğine tanık olduk/oluyoruz. Putin şahsında Rus burjuvazisi; ABD-NATO-AB ittifakı tarafından doğrudan desteklenen Ukrayna ile yürüttüğü savaşta fena halde sıkışmış durumda.

Rusya devleti; 4 yılı aşan savaşta 2 milyonu aşkın insanın yaşamını yitirmesinin yanı sıra, ekonomik, siyasi ve kültürel büyük bir yalıtılmışlıkla mücadele ediyor.

Haksız savaşın tüm yükünü çeken emekçilerin sisteme yönelik tepkileri de giderek yükseliyor. Putin için Ukrayna savaşı içeride sınıfsal çelişkilerin giderek arttığı, dışarıda da özellikle cephede ağır darbeler yediği bir sürece ev sahipliği yapıyor. Stalin mirası, Anayurt Savunması kavramları Putin için adeta birer can simidi işlevi görüyor. Putin veyahut Bortko; Stalin’in Hitler faşizmine karşı Sovyet halklarıyla verdiği büyük direnişin mirasını çarpıtarak onu emperyalist emellerine alet ediyor. Rus burjuvazisi; Anayurt savunması stratejisini Sovyet özünden kopararak; rakip emperyalistler karşısında verdiği hegemonya dalaşına bir manivela yapmak istiyor. Sovyetler; Hitler’e karşı eşit-özgür ve bağımsız bir topluluk olarak sosyalist bir düzeni koruma, yaşatma idealiyle böylesine büyük bir direnişi ortaya koydu. Oysa, Rus burjuvazisi bugün bu mirası; büyük Rus şovenizmini beslemek, Rusya halkları nezdinde meşruiyet sağlamak amacıyla kullanıyor. Rusya’da sosyolojik araştırmalar yapan Levada Center’ın son yıllardaki verileri, Stalin’e yönelik olumlu bu tabloda Putin yönetiminin Stalin’e yönelik değişen politikasının etkisini de gözardı etmemek gerekiyor.

Putin, hısım güçlerce kuşatıldığı günümüz dünyasında; “Hitler’i yenen, muzaffer güçlü lider” imajıyla bir alkış arıyor. Rusya halklarının kolektif hafızasını deşerek buradaki şanlı direnişe sarılıyor. Elbette kendince nedenlerle ve yöntemlerle.

Putin yönetimi; Stalin şahsında Sovyet halklarının faşizmi geri püskürten, dünyaya meydan okuyan mücadelesine yaslanmak istiyor. Rus burjuvazisinin, faşist/ırkçı-şovenist karakterini unuttururcasına rakiplerine sarf ettiği, işgalci-faşist lafları da bundan.

Özetlersek;

Bortko’nun Stalin dizisi, Rus burjuvazisinin bugün içeride ve dışarıda yaşadığı yalnızlaşmayı ve giderek güç kaybını, akan cerahati saracak bir pansuman olarak görülüyor. Rusyalı devrimci-komünistlerin ağır bedellerle inşa ettiği sosyalist anavatanı-sosyalist idealleri yayılmacı, emperyalist heveslerine alet ediyor. Putin’i göğsüne SSCB’nin rozetini takarak ve Stalin heykellerini yeniden dikerek; halklara yeni bir Stalin hikayesi anlatıyor. Oysa biz Stalin’i çok iyi biliyoruz! Stalin; Çarlığı yıkan komünist partinin, sosyalist inşanın ve Hitler faşizmini tarihin çöplüğüne gönderen Kızıl Ordu’nun ve Sovyet halklarının tarihsel bir temsilcisi, figürüdür… ve öyle kalmaya da devam edecektir!