Devrimde Israr, Proleter Duruşu Gerekli Kılar
Siyasetin doğruluğu, taktik yönelimin somutluğu ve uygulamadaki kararlı duruş, bu karmaşık ortamda çıkmanın ilk adımıdır.
7 Ocak 2026
Sömürücü egemen sınıf sözcülerinin “demokrasi”, “özgürlük ve eşitlik” kavramlarını sıkça dile getirdikleri bir dönemden geçiyoruz.
Tabii ki, egemen sınıfların sözünü ettikleri “özgürlük”, sınırsızca sömürü özgürlüğüdür. Egemenlerin sömürü ve zulüm politikalarına karşı mücadele eden, direnme hakkını kullanan, işçi ve emekçilere karşı her türlü devlet terörüne başvurma özgürlüğüdür. Hem tarihsel hem de güncel bağlamda yaşanan gerçek budur.
Demokrasi, özgürlük vb. kavramları sınıfsal bir zeminde koparmak, ezen ve ezilenlerin çıkarlarını aynılaştırmak, egemen sınıfların ikiyüzlü politikalarının bir sonucudur; sınıfsal karakterlerine de uygundur.
Ama gerçek olan şu ki; yönetenlerle yönetilenler arasındaki çelişkilerin her geçen gün derinleştiği bir toplumda, sınıflar arasında eşitlik ve özgürlük olmaz.
Kimin adına konuşulursa konuşulsun, bu sınıfsal ayrımı karartmak, uzlaşmaz çelişmeyi yok saymak veya sulandırmak gerçekleri ters yüz etmektir. MLM güçler, Lenin yoldaşın bu konudaki düşüncelerini kararlıca savunmaya devam edeceklerdir.
“En demokratik burjuva cumhuriyeti, sermayenin emekçileri ezmesi için bir makine, sermayenin politik iktidarlarının bir aleti, burjuvazinin diktatörlüğünden başka bir şey asla değildi ve olamazdı. Demokratik burjuva cumhuriyeti çoğunluk için iktidar vaat ediyor, ilan ediyordu. Fakat toprak ve arazi üzerinde ve diğer üretim araçları üzerinde özel mülkiyet sürdüğü müddetçe bunu asla gerçekleştiremezdi.
Burjuva demokratik cumhuriyette ‘özgürlük’ gerçekte zenginler için özgürlüktü. Proleterler ve emekçi köylüler, güçlerini sermayeyi devirmeye, burjuva demokrasisini aşmaya hazırlamak amacıyla bu ‘özgürlük’ten yararlanabilirlerdi ve yaralanmak zorundalardı, fakat emekçi kitleler kural olarak kapitalizm altında demokrasiden gerçekten yararlanamıyorlardı.” (S.E. Cilt: 10, s. 52-53)
Özgürlüğün teminatı, halkın örgütlü gücüdür
Burjuva anlamda dahi, demokrasinin kırıntılarının yok denecek derecede az olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla gerçek manada demokrasi ve özgürlük sorununu bu nesnel gerçeklikten soyutlayarak ele alıp değerlendirmek yanılgılı sonuçlar üretir.
Subjektif bir istem ve yorumdan öteye bir işlev görmez. Her geçen gün bir avuç egemen gücün zenginliğine zenginlik kattığı, yoksul milyonların daha da yoksullaştığı, faşist iktidarın, farklı seslerin çıktığı, itirazların yükseldiği alanlara militarist güçleriyle, yargı kurumlarıyla, yalana dayalı propagandalarıyla saldırdığı bir dönemden geçiyoruz.
Bu karşı devrimci saldırıların olduğu bir yerde, işçiler, emekçi kadınlar, gençler için, güvenlikli bir gelecek yoktur. Irkçı faşist terörün bu denli normalleştirildiği bir coğrafyada, özgürlükten–eşitlikten söz eden herkes, bu faşist teröre karşı, devrimci bir zeminde mücadeleye odaklanmak zorundadır.
Güncel olarak yürüttüğümüz devrimci çalışmalarda faşist iktidarı bu somut saldırılar üzerinde teşhir etmeliyiz.
Keza iktidarın, başta Kürt ulusal sorununun çözümü olmak üzere, demokratik hak ve özgürlükler noktasında yeni bir “açılım” yapma derdi yoktur. “Yeni yargı paketi”, yeni dönemde yürütülecek saldırılara, anti-demokratik uygulamalara, yasal planda meşruluk kazandırma sahtekârlığının özetidir.
Dünyada yaşanan çok yönlü krizler, artan emperyalist savaş tehlikesi, ırkçı milliyetçilik virüsü vb. tüm gelişmeler, yakın gelecekte egemen güçlerin demokratik açılımlar yapacaklarına değil, sömürü ve zulüm politikalarını daha da derinleştireceklerine işaret ediyor.
Bu saldırılara karşı en geniş emekçi yığınları birleşik devrimci bir mücadele perspektifiyle örgütleyip harekete geçirme görevi önümüzde durmakta. Halk demokrasisi, bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesini geliştirmenin teminatı halkın örgütlü gücüdür.
Siyasetin doğruluğu, taktik yönelimin somutluğu ve uygulamadaki kararlı duruş, bu karmaşık ortamda çıkmanın ilk adımıdır. Böylesi zorlu ve aynı zamanda nesnel koşulların devrimci mücadele lehine işaretler içerdiği dönemlerde, harekete geçen özne güçlerin düşünsel plandaki berraklığı, faşist teröre karşı ortaya koyacakları kararlı duruşlar, sürecin genel gidişatı açısında oldukça önemlidir.
En az bunlar kadar önemli olan diğer bir noktada, sisteme tepki duyan en geniş kesimleri ortak sorunları üzerinde birleştirme ustalığıdır.