İran halkının meşru ve haklı isyanını desteklemek enternasyonal bir görevdir!
İran halkının isyanına mesafeli duran veya karşı cephede yer alan bütün yaklaşımları baştan itibaren reddediyoruz ve İran halkının yanında olduğumuzu her yerde açıkça savunmaktan imtina etmiyoruz!
12 Ocak 2026
İran halkının mevcut gerici molla rejimine karşı eylemleri sürüyor. Eksik ve hatalı bakış açısıyla “emperyalistlerin çıkarına mı, değil mi?” kaygısına düşmeden halkın haklı ve meşru isyanının yanında olmak ve destelemek görevimizdir!
İran’da Tahran Kapalı Çarşı esnafının 28 Aralık 2025’te ekonomik krize karşı başlattığı protestolar 21 eyalette 111 şehirde sürüyor. Onlarca kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin gözaltına alındığı eylemlerde rejim güçleri de kayıplar veriyor. Her türlü zor ve şiddet aygıtını kullanan rejime karşı isyan dalga dalga yayılarak büyüyor. Özellikle gençler ve kadınlar halkın meşru isyanında ön saflarda yer almaya devam ediyor.
2022’deki Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından başlayan “Jin, Jiyan, Azadî” eylemlerinin bir devamı gibi görmekte de fayda var. O zamanda yine kadınların ve gençlerin öncülük ettiği protestolar tüm halk kesiminin katıldığı ve desteklediği eylemlere dönüşmüştü.
Halk isyanını emperyalistler yüzünden görmezden mi gelmeli?
Protestoların sürdüğü sırada İran’daki işçi sendikaları açıklama yaparak; “Başlayan protestolar; yoksulluk, yüksek enflasyon, ekonomik çöküş, baskı ve zor politikaları, halkın susturulması, kadınlara yönelik şiddet ve toplumsal yaşamın temel ilkelerinin çökertilmesine karşı bir halk isyanıdır” çözümlemesini yaptı.
“Halk isyanı” tanımlaması önemli noktada duruyor. Son günlerde yapılan tartışmalarda halkın meşru ve haklı isyanına karşı kimi çevrelerden ABD ve İsrail’in desteklediği ve eski monarşi temsilcileri Pehlevi veya bir başkasını iktidara getirmek için “insanları sokaklara döktükleri” yönlü tanımlamalar yapılıyor.
Açıkça bu halk isyanının temelini ve gücünü emperyalistlerin çıkarlarına bağlayarak kendilerince anti-emperyalist bir noktada durduklarını düşünüyorlar. Eski monarşi yanlılarının isyana katılmış olmaları ve isyanı kendi taraflarına çekmek istemeleri gerçekleşmesi mümkün bir durumdur. Hatta batının medya organlarını kullanarak da bunu böyle göstermeye çalışıyorlar. Fakat halk isyanının ezici ve çoğunluk gücü baskıcı rejime karşı özgürlük, demokrasi, eşitlik vb. hedefleri olan kitlelerden oluşuyor.
Başta Kürtler olmak üzere ezilen ulus, inanç, cinsiyet ve halkın her kesiminden insanların isyanda başrolde olduklarını görüyoruz. Halk üzerinde korku, baskı ve şiddet ortamını iktidara geldikleri günden beri en üst seviyede tutan İran gerici ve faşist rejimine karşı bir isyan söz konusudur.
Halkın haklı ve meşru isyanını “emperyalistlerin parmağı var” ya da “emperyalistlerin çıkarı var” diyerek görmezden gelmek, yok saymak hatta ve hatta karşı cephesinde yer almak sakat bir anlayıştır.
Dünyanın neresinde olursa olsun faşist ve gerici iktidarlarına karşı mücadele yürüten, ayaklanan, isyan eden halkı, emperyalist güçlerinden planlarından bağımsız bir şekilde desteklemek enternasyonal bir görevdir.
Emperyalistlerin veya onların uzantılarının hareketi yolundan saptırmak ve kendilerine tabi kılma emelleri varsa bizim bu noktadaki duruşumuz direniş güçlerini buna karşı uyarmak ve ideolojik mücadele yürütmek olmalıdır.
Küçük burjuva devrimcileri bunu unutabilir ama proleter devrimcilerin bunu unutması veya yanılgıya düşmesi söz konusu dahi olmamalıdır!
Ülkemizde de bazı halk isyanları ve ulusal isyanlar “emperyalistlerin güdümünde ve desteğinde” olduğu gibi yaftalamalara maruz kaldı/kalıyor.
Örnek vermek gerekirse bazı “ulusolcular” ve hakim ulus şovenizmine göbekten bağımlı bazı parti ve çevreler 1925’teki Şeyh Said isyanını “emperyalizmin oyunu” diyerek halen daha mahkum etmeye çalışıyorlar.
Şeyh Said isyanı faşist ve tekçi Türk devletine karşı Kürt ulusunun haklı bir isyanıdır. Kürtlerin faşist iktidara karşı haklı mücadelesini ve isyanlarını böyle çarpıtarak karşısında durmak açık bir şekilde hakim ulus şovenizminin etkisiyle mevcut rejimi meşrulaştırmaktan başka bir şey değildir!
Aslında yüzyıldır pek de değişen bir şey de yoktur. Bu zihniyet halen daha Rojava devrimini ve Kürtlerin kazanımlarını emperyalistlere bağlamaktan en ufak bir utanma veya çekinme göstermeden aynı ezberi ve temelsiz sözleri söylemeye devam ediyorlar.
Halkın ezici çoğunluğu mevcut rejime karşı olmakla beraber emperyalist müdahaleye de karşıdır!
İran’daki mevcut durumu doğru saptamak gerekiyor. İran’daki baş çelişki; ezilen halk yığınları ile faşist ve gerici rejim arasındaki çelişkidir. Bunu unutmamak ve aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.
İran’daki süren halk isyanının tabi ki de monarşi yanlılarının ve emperyalistlerin çıkarlarına yarayacak yola da girmemesi gerekiyor. İsyana katılan ezici çoğunluğun faşist rejime karşı olmakla beraber aynı zamanda emperyalist müdahaleye de karşı olduğunu biliyoruz. Fakat rüzgarın yönünü de sağlam belirlemek gerekiyor.
İsyana önderlik eden öncü bir komünist partinin veyahut da herhangi bir devrimci partinin olmamasından kaynaklı bazı tehlikeler de mevcuttur. Bu tehlikelerin içerisinde gerçekten emperyalistlerin işine yarayacak gelişmelerin olabileceği de yer almaktadır. Bu konuda halkın uyanık olması gerekiyor.
Bu tehlikeler tabi ki de isyanın haklı ve meşru olmasına asla gölge düşüremez. Salt bu gibi olasılıklar var diye mesafeli davranmak veya uzak durmak doğru bir politika değildir.
Ortada somut duran bir gerçeklik var; yıllardır iktidarda olan gerici molla rejimi halka yönelik her türlü baskı ve zorbalığı sürdürüyor. Devletin bütün kaynaklarını kendileri için kullanan sömürücü güçler halka şiddet, ölüm ve yoksulluk reva görüyor.
Bugüne kadar kitlelerin gözünü korkutmak, sindirmek için her türlü şiddet, baskı ve zorbalığın tüm araç ve yöntemlerini kullansalar da her şeye rağmen halkın sokağa dökülmesi ve mevcut duruma isyan etmesi kaçınılmaz olmuştur.
İran halkının isyanına mesafeli duran veya karşı cephede yer alan bütün yaklaşımları baştan itibaren reddediyoruz ve İran halkının yanında olduğumuzu her yerde açıkça savunmaktan imtina etmiyoruz!
Dünya halklarının isyanları büyüyecek; hazırlıklarımızı yapalım!
Dünyanın çeşitli ülkelerinde halk isyanları sürüyor, sürmeye de devam edecek.
Üçüncü emperyalist paylaşım savaşı arifesinde kapitalist-emperyalist sistemin krizi büyüyor. Ekonomik krizler, kemer sıkma politikaları, yoksulluk, adaletsizlik, sefalet kıskacında olan halklar isyan ve başkaldırı yollarını tutuyor.
Bir tarafta ABD ve diğer batılı emperyalistler diğer tarafta Çin ve Rusya’nın başını çektiği diğer emperyalist blok bulunuyor. Bunlarla beraber emperyalist devletlere bağımlı olan ve taşeronluklarını yapan başta Türkiye gibi diğer gerici iktidarlar ve devletlerle saflaşmaya devam ediyor. Haksız savaşa ayrılan bütçe neredeyse bütün ülkelerde devasa boyuta ulaştı. Askeri harcamalar ve silahlanma yarışı tüm hızıyla sürüyor.
Dünya halklarını ise daha fazla açlık, yoksulluk ve ölüm bekliyor. Bu yüzden şunu unutmamak gerekiyor; bugünkü halk isyanları yarınlarda oluşacak ve her yeri saracak direnişlerin sadece fragmanıdır!
Başkan Mao’nun dediği gibi: “Gökkubbenin altında muazzam bir kaos var, vaziyet harika!”
Son olarak Lenin yoldaşın birinci emperyalist paylaşım savaşı öncesi ezilen kitlelere yaptığı çağrıyı anımsamakta fayda var; “Enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halkları silahlarımızı kendi burjuvazimize doğru çevirelim!”