Kaypakkaya’nın görüşlerine daha fazla ihtiyaç var
İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin yıldönümünde açıklama yayımlayan Partizan, işçi sınıfı ve ezilen halkların mücadelesinde devrimci çizginin önemine dikkat çekti.
Partizan, İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 54. yıldönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yayımladı. “UNUTMA 18 MAYIS’I!” başlığıyla yayımlanan açıklamada, Kaypakkaya’nın Türkiye’de komünist hareket açısından taşıdığı tarihsel ve siyasal öneme dikkat çekildi.
Açıklamada, Kaypakkaya’nın anti-emperyalist mücadeleden işçi ve köylü direnişlerine kadar birçok alanda aktif yer aldığı belirtilirken; Kürt ulusal sorunu, Kemalizm, devlet yapısı ve silahlı mücadele konularındaki görüşlerinin güncelliğini koruduğu ifade edildi. Günümüzde derinleşen ekonomik kriz, savaş politikaları, baskılar ve toplumsal eşitsizlikler karşısında Kaypakkaya’nın görüşlerine ihtiyaç olduğu vurgulandı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“İbrahim Kaypakkaya’nın Amed Hapishanesi’nde katledilmesinin 54. yıldönümündeyiz. İbrahim Kaypakkaya, genç bir komünist önder olarak, sınıf düşmanları tarafından; “Türkiye’de komünist mücadelede halka en tehlikeli olan Kaypakkaya’nın görüşleridir. Onun yazılarında sunduğu görüşler ve öngördüğü mücadele biçimleri için hiç çekinmeden ihtilalci komünizmin Türkiye’ye uyarlanması diyebiliriz” olarak tanımlandı. Tam da bu nedenle, 18 Mayıs 1973’te işkenceyle katledildi.
İbrahim Kaypakkaya, yaşadığımız toprakların genç bir devrimcisi olarak, ABD emperyalizminin 6. Filosuna karşı öğrenci gençliğin anti-emperyalist mücadelelerinde, köylüğün toprak işgallerinde, işçi sınıfının grev, direniş ve yürüyüşlerinde yer almış ve bu direniş ve mücadelelerden önemli dersler çıkarmıştır. Örgütlü bir devrimci olarak başta T.Kürdistanı olmak üzere halk kitleleri içinde yürüttüğü devrimci faaliyetinde, Kürt ulusu üzerindeki ulusal zulme, Alevi inancına yönelik baskılara, inkara, asimilasyona tanık olmuştur. Sadece tanık olmakla yetinmemiş, kitleler içindeki devrimci faaliyetinden devrimci sonuçlar çıkarmıştır.
Kaypakkaya’yı döneminin devrimci çıkışından farklı kılan ve onun 71 devrimci çıkışının komünist yüzünü oluşturmasına neden olan husus; kitlelerin eylemleri ve mücadelesi içinde yer alarak ve bu mücadelelerden çıkardığı dersleri MLM bilimiyle başarılı bir şekilde birleştirebilmesi olmuştur. İşçi sınıfının devrime önderliği, faşizm, devlet tahlili, Kemalizm, silahlı mücadele, Kürt ulusal sorunu gibi meselelerde bugün halen önemli oranda güncelliğini ve önemini koruyan tezler ileriye sürebilmesinin nedeni onun devrimci yöntemidir.
Kaypakkaya’nın kendi döneminin sınıf mücadelesi pratiği içinde yer alması ve dahası bu pratiklerden çıkardığı dersleri çağımızın en ileri bilimi olan Marksizm Leninizm Maoizm bilimiyle başarılı bir biçimde sentezleyebilmesi, onun tezlerinin günümüz Türkiye ve Türkiye Kürdistanı’nda sınıf mücadelesi pratiği içinde tekrar tekrar başvuru kaynağı olmasına yol açmıştır.
Geçtiğimiz yıl 19 Mart süreci sonrasında özellikle gençlik kitlelerinde İbrahim Kaypakkaya’ya yönelik ilginin artması sebepsiz değildir. Çünkü İbrahim Kaypakkaya sadece yaşadığı dönemin hem TC devletinin resmi ideolojisine ve devlet anlayışına başkaldırmamış aynı zamanda coğrafyamızda komünizm adına savunulan her türden sahte görüşe karşı “ihtilalin bayrağı”nı tereddütsüzce açmıştır. O sadece devlete başkaldırmamış, devrim ve komünizm adına savunulan teorileri de yerle bir etmiştir. Dolayısıyla Kaypakkaya sadece hakim sınıflara karşı değil, her türlü sınıf işbirlikçisi görüşe, parlamentarizme, reformizme. revizyonizme karşı da komünizmin bayrağını dalgalandırmıştır. Bu nedenle 71 devrimci çıkışının “ihtilalci komünist” yüzü olarak, Türkiye ve Türkiye Kürdistanı coğrafyasında sınıf mücadelesi içinde çelişkilerin çözüm yolunu açıklıkla ifade etmiştir. Gerçek kurtuluşun yolunu göstermiştir.
Günümüz koşullarında başta işçi sınıfının sömürülmesi olmak üzere ağır ve güvencesiz çalışma koşulları ve iş cinayetleri, köylülüğün komprador şirketlerin kârı için talan edilen toprakları, kadınların ve LGBTİ+ların katledilmesi, Kürt ulusunun inkar edilmesi, Aleviliğin asimilasyona tabi tutulması, gençliğin geleceksizleştirilmesi gibi çelişkilerin derinleşerek devam etmesi gibi gelişmeler, sınıf mücadelesi içinde İbrahim Kaypakkaya’nın görüşlerinin kitlelere taşınmasının önemi ve gerekliliğini artırmaktadır.
Emperyalist kapitalizmin yeni bir paylaşım savaşına hazırlandığı ve Türk hakim sınıflarında bu savaşa hazırlanmak “iç cepheyi tahkim etme” politikasını devreye soktuğu koşullarda, İbrahim Kaypakkaya’nın görüşlerine ve devrimci yöntemine başvurmak gerekir. 19 Mart ve sonrasında kitlelerin hareketlendiği, faşizmin baskı ve saldırılarını arttırdığı koşullarda, hakim sınıf klikleri arasında yaşanan klik mücadelesine yedeklenmeden, kitlelerin bağımsız devrimci eylemini örgütlemek için İbrahim Kaypakkaya’nın görüşlerine dünde daha fazla ihtiyaç vardır.
İşçi sınıfının ve halk kitlelerinin giderek daha fazla yoksullaştığı ve dahası emperyalistlerin savaş hazırlıkları için 6-7 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO toplantısından da anlaşılacağı üzere, emperyalistler ve Türk hakim sınıfları, işçi sınıfına ve ezilen dünya halklarına daha fazla sömürü, katliam ve savaş vaat etmektedirler. Bu koşullar altında direnmekten ve mücadele etmekten başka kurtuluş yolu bulunmamaktadır.
Emperyalizme, faşizme, ataerkiye ve her türden gericiliğe karşı direnme ve mücadele etmenin yolu ise direnmekten ve mücadele etmekten geçmektedir. Bu direniş ve mücadelede İbrahim Kaypakkaya’nın görüşleri ve devrimci yöntemi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
İbrahim Kaypakkaya Ölümsüzdür!”

